Huzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Huzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

KAR TANELERINDEN YAYILAN HUZUR

Tanrı'ya binlerce şükürle dolduğum çok guzel bir an daha !

Öyle guzel kar yağıyor ki, kendimi dışarı bakmaktan alamıyorum...

Oysa,

Bir elimde kizartma tavasi, bir elimde kizarmis patatesler; herkesin tabagina mutluluk dagitiyorum.....
Ucusurken disarda kucuk beyaz melekler; neseli kus seslerine karisiyor icerde cumleler, ciglik ciglik kelimeler....

Kizarmis ekmegin rayihasi, tavada cizirdayan yumurtanin ustune cokmus, kavusacaklari ani bekliyor.....

Heyhat !

Askim bu kavusmaya yardimci olmak icin cildiriyor !

Ictigi caydan tad aliyor dilim damagim.

Odanin sicakligindan keyifli omuzlarim.....



Kendine Ziyaret...

Misafirlikteyim uzun zamandir,
kendime ziyaretteyim....

Mutfak caminin onundeki sandalyede,
pisen yemeklerin sicacik kokulari burnumda, elimde beni bana, bana hayati anlatan kagittan dostlar...

Disarda tatli bir kis gunesi,
dusen yapraklara carpmamaya calisarak
ciglik cigliga ucan gocmen kuslar var....

Icerde ikramdayim kendime,
sicacik caylar, guzel kokulu pogacalar...
sonbahar yapraklari esliginde....

Bikmadan, usanmadan
sormaktayim...
Kimiz, Neyiz, Neredeyiz, Nereye gidiyoruz diye...
Bilmekteyim sessizlestikce;
her bir soruya verdigim cevap kadar,
ozgun, guzel, yeterli oldugumu.
Aslinda sorularin degil, verilen cevaplarin
hayati olusturdugunu.....
Boyzone-No matter ...

Cin Boregi Kizartirken.....













Tatli bir ogle saati...


Tatil gununun verdigi rahatlikla uzun uzun kitap okumaktayim...


Aslinda okumuyor seyahat ediyor gibiyim sanki...


Okudugum kitap beni ilk once Italya'ya sonra da Hindistan'a ucuruyor. Hani su daha once bahsettigim "Eat Pray Love" kitabi. Turkcesi yayinlandi mi bakamadim henuz ama mutlaka yayinlanmali diye dusunuyorum. O kadar hos bir anlatimi var ki, hem icsel yolculugunda hem de ulkeler arasi yolculuklarinda olabildigince seffah olan Liz'i (yazar, Elizabeth Gilbert) Turk okuyucusunun da cok sevecegine inaniyorum; zira, buralarda cok satilanlar listesinde uzun zamandir....
Liz'in en buyuk amaci, bosanma sonrasi yasadigi bunalimli gunlerin ardindan disarda aradigi mutlulugu, icinde yakalamak, huzura, Tanri'ya yakin olmak! Oylesine icten, oylesine insana ozgu ki paylasimlari, cogu satirlarda kendimi, bu yuzyilin insanini, bu yuzyilin kadin sorunlarini buluyorum...
Liz Italya'dayken bir arkadasi her seyi tarif eden bir kelime oldugunu ve Liz'e kendisini hangi kelimeyle anlatabilecegini sordugunda, ifade edemiyor tek bir kelimeyle kendisini. Ta ki, Hindistan'da ruh temizligi icin gittigi bir ibadet merkezinde, Sanskrit dilindeki eski yazilarda buldugu kelimeye rastlayincaya kadar. "Antevasin" olarak gecen bu kelime, iki dunya arasinda kalmis, maddi alemden manevi aleme gecmeye calisan insanlarin duragini tanimlamak icin kullaniliyor. Kendisini hic tanimadigim, buyuk bir olasilikla da hic tanismayacagim New York'lu bu tatli sirin kadin yazara duydugum yakinlik, bu tanimlamayla bir anda anlamlaniyor. Zira uzun zamandir beni tarif eden kelimenin "Araf" oldugunu hissetmekteyim. Benim icin Araf, ne kalabilen ne gidebilen; ne bu dunyaya ne obur dunyaya ait; ne burali ne orali; ikisi arasinda kalmis....
Elimde kitap, yuzumde Liz'le benzerlige asili kalmis gulumsemeyle salona gidiyorum, bakiyorum bizimkiler satranc oynamaktalar. Annelik saati geldi deyip, mutfaga daliyorum icim bir hos. Haslanacak brokoli ve kizartilacak hazir paket Cin boregi beni beklemekte. Fazla ses cikarmamaya calisarak brokoliyi yikayip suya koyarken, bir yandan da kizartma isine basliyorum. Cinliler'in icini sogan, lahana, havuc ve soya fasulyesi ile doldurdugu yufkalar kizarirken (bizim sigara boregi gibi), oylesine bastan cikarici bir koku yayiliyor ki mutfaga, dayanamiyor icerdekiler daliyorlar mutfaga...Bir yandan sofrayi hazirlayip bir yandan ocaktakilerle ilgilenirken, digerlerinin seslerini bastirip Antevasin ve Araf kelimesinin anlamlarini ve neredeyse ayni anlama geldiklerini , uzun uzun anlatiyorum esime; o beni hem dinliyor hem de zevkle onundeki brokoliyi yag, tuz, kirmizi biberle susluyor. Nedense bana, daha cok akli yemeklerde gibi gorunuyor !.....Kizimin tabaklari masaya koyarken cikardigi sesin esliginde kitaptan okudugum son paragrafin benim icin anlamini cikariyorum birden! "...I think you have every right to cherry-pick when it comes to moving your spirit and finding peace in God..." Eger insan kiraz toplarken mutlu ve huzurlu oluyor ve ancak bu sekilde Tanri'ya ulastigina inaniyorsa; kiraz toplamak tartismasiz hakkidir (Paragraftaki genel anlamiyla; kiraz toplamayi insan, bir ibadet gibi yasayabilir )... diye cevirebilecegim bu sozlerden anliyorum ki; evimize hakim olan "huzur" da bence esimin kelimesi ve onun, evimize yansittigi bu kelime sayesinde biz hep kiraz topluyoruz.....

Anda mevcut Olmak !

Pek isinamadim kendisine ama hep seyrettim.Belki bir cogumuz icin de boyle Nick Nolte, soguk bakislari ile oldukca itici.Fakat bu film sayesinde kendisine olan yakinligim bir derece daha artti zira konusuyla oldugu kadar oyunculari ile de kendini izlettiren bir filmdi. Konu aslinda Karate Kid'den pek de farkli degil, bir ogrenci(Scott Mechlowicz) ve onu yetistirmeye calisan bir usta( Nick Nolte)...
Asil beni cezbedense filmde, tam da bugunlerde ogrendigim, uzerinde tekrar tekrar dusundugum bir felsefe'nin anlatiliyor olmasi; gecmis ve gelecek olarak algiladigimiz zamanlar aslinda yok ! Yok mu? Nasil yok yani? Basbayagi yok iste, ne gecmisi ne gelecegi getirebiliriz.Varolan tek sey yasanilan an. Eger anin, o bir saniyelik anin kiymetini bilir icinde olabildigince VAROLURSAK yasam bizi altedemez. Ne gecmisin acilari ne gelecegin vesveseleri yemeli beynimizin kucuk hucrelerini, sadece yasadigimiz anda mevcut olmaliyiz tum varligimizla...Ince bir konu, belki de bir kitap adi yardimci olur anlatabilmeye; "Simdi'nin Gucu " yazari Eckhart Tolle....
Ya diger anektodlar; usta'nin ozetledigi yasamin en onemli uc ilkesi;
Paradox; yasam insan beyninin anlayamayacagi karmasalarla doludur, cozmek icin vakit harcama....
Humor; yasama en cok da kendine gulmeyi unutma....
Change; hayatta hicbirsey ayni kalmaz, hersey degisir unutma.....
Haa.. bir de onemli olan; amacin degil, amaca ulasmak icin gosterdigin cabanin sana verdigi mutluluktur....
Izlenilmesi izlenirken de dusunulmesi gereken guzel bir film...[from trailer] Socrates: Everything has a purpose, even this, and it's up to you to find it.
[from trailer] Socrates: A warrior does not give up what he loves, he finds the love in what he does
[from trailer] Socrates: I call myself a Peaceful Warrior... because the battles we fight are on the inside
[from trailer] Socrates: This moment is the only thing that matters.
Socrates: Where are you? Dan Millman: Here. Socrates: What time is it? Dan Millman: Now. Socrates: What are you? Dan Millman: This moment.
Joy: [to Dan, touching his chest] I don't think your leg was the only thing that got broken.
Dan Millman: The journey is what brings us happiness not the destination
Dan Millman: The ones who are hardest to love are usually the ones who need it the most.
Socrates: Those who are the hardest to love, need it the most
Socrates: There is only the journey
Socrates: A warrior is not about perfection or victory or invulnerability. He's about absolute vulnerability.
Socrates: There is no starting or stopping - only doing.
Dan Millman: There are no ordinary moments.
Socrates: It's the journey, not the destination.
Socrates: There's no greater purpose than service to others.
Socrates: Everyone wants to tell you what to do and what's good for you. They don't want you to find your own answers, they want you to believe theirs. Dan Millman: Let me guess, and you want me to believe yours. Socrates: No, I want you to stop gathering information from the outside and start gathering it from the inside.
Socrates: People are not theirs thoughts, they think they are, and it brings them all kinds of sadness.