Haftasonu Karsilamasi....



















Bugunlerde pespembe oldugum dogru !

Ama bu benden kaynaklanmiyor inanin ?!?

Yakinimdaki markete bir giriyorum,

Bahar ya,

Ciceklerin neredeyse yarisi pembis!

Nasil almazsin!

Hele boyle bebek pembesi laleleri gorunce !

Haftasonuna ozel aldim onlari....

Bu arada,

Haftasonun guzel gecmesi icin bizim evde,

Yalniz evin ciceklerle degil,

Mutfagin borek, corek tatli ile yuklenmesi sart.

Hele bir de ozel bir tatli varsa,

Deymeyin ev halkinin keyfine.....

Yine pembenin cekimi olsa gerek, Can Komsu Asuman Hanim'in pembis bezeleri geldi aklima yapmak icin bu sefer.

Bunda uzun zamandir Cream of Tartar'i denemek istememin payi da var tabii.

Hani biz bezeye cok az bir sirke katariz ya (Deneyenler bilir, beze yapimi hem cok kolaydir, hemde birazcik stresli),

Cream of tartar'da ayni islemi goren bir cesit asidik tuz.

Yumurta beyazinin cirpilirken kabarmasini sagliyor ve sonmesini engelliyor.



Tarife gelince,

- Dort yumurta beyazi,

- Dortde bir yemek kasigi cream of tartar( 1 ml.), (yoksa bir tatli kasigi sirke)

- Iki yemek kasigi misir nisastasi ( 10ml.),

- Bir kasik limon suyu (5ml.),

- 250 ml. seker( 1 cup),

- 75ml. (1/3 cup) pudra sekeri,

Malzemeler yuksek devirde karistirildikdan sonra, istege gore renk vermek icin, bir Asuman Hanim dokunusu yaratarak, bir damla kirmizi yemek boyasi eklenip, kasik yardimiyla tepsiye aktarilir.
( Sekerin yavas yavas eklenmesi iyi olur. 14oC veya 275F'da bir saat pisirilir.)

Eger bir baska Asuman Hanim dokunusu da isterseniz cevizlerle susleyebilirsiniz, bezeye cok yakisir.

O sagolsun, her davetinde yapar bizleri simartirdi Ankara'da otururken.

Sadece bezelerle mi simartilirdik degil,

Pazar sabahi spor donusu aldigi sicacik simitleri kapimiza asar,

Saat onbiri gecince arayip haber verirdi,

"Kapinizda simitler Nesrin'cigim" diye....

Insan yurtdisinda yasarken, bizdeki komsuluk anlayisini cok ozluyor,

Boyle ozel insanlari ise cok daha fazla ozluyor.....

Ozlemden midir nedir, bezeler firinda piserken bir usume geldi uzerime,

Hazir daha "Kurabiye Canavarlari " evimizi basmamisken,

Cay demledim kendime,

Annemin ben cok begendigimi ikiyuzellibinyetmisuc kere soyledigim icin pes edip verdigi pembis kamp(!) salina sarilip,

Bezeleri citirdatirken,

Aklimdan gecmediniz degil!

Gulmeyin gercekten!

Ne yapalim evlerinize gelip hepinize ayri ayri pembis bezeler pisiremeyecegime gore,

Is fotograflara kaldi tabii !

Artik siz de onlarla yetineceksiniz,

Ya da, usenmeden bir zahmet soyle mutfaga dogru gecivereceksiniz.

Gecen Guzel Gunler, Biriken Fotograflar.....




Ne cok fotograf birikdi bu ara ! Hayat resimli bir gunluk tutmaya neredeyse izin vermiyor, o kadar hizli akiyor ki; insan ancak yasamaya vakit buluyor ! Kaydetmeye bir turlu sira gelmiyor.....





Resimler, Dumbarton Oaks bahcesinden. Bir zamanlar ciftlik olan bu yer su an oyle bir duzenlenmis ki, akillari durduracak guzellikde bir yer yaratilmis. Hemen girisde bizi karsilayan bu iki agac, bana cok romantik geldi ! Sanki yillarca birbirine ulasmak icin buyumusler ve nihayet dallari sayesinde kavusmuslardi.








Bahcede asil favorim ise, gul yapraklari gibi katmerli ciceklerden olusan bu agacdi. Hic gormedigimiz bu guzellik neredeyse yerlere kadar uzaniyordu.











Son gunlerin mutfak faaliyetlerine gelince;

Bu cheesecake, uzun zamandir kizlarimizin "Birlikde birsey pisirelim !" cigliklari neticesinde, Arkadasim Beth ve benim yarim saatlik ustun cabamizin urunudur! Tarif konusunda hic zorlanmadik, cunku Amerika, cheesecake tarifinden gecilmiyor ! Turkiye'de de sanirim bu tarif bilinenler listesindedir. Detaylari icin youtube'dan izlemek faydali oluyor. Sagolsun o kadar cok insan, cheesecake pisirirken kendini cekip youtube'a koymus ki, cok kisa surede incelikleri ile tarif ogreniliyor.




Kizlar ayni yasda, bir de kapi komsu olunca, gun icinde cheesecake pisirmeye benzer bir suru aktivite yapiliyor aslinda. Fakat o gun, ozellikle cok keyif aldilar. Dort kadina (! ) mutfak biraz kucuk geldi ama olsun, sonunda temizleme asamasinin kizlara kaldigini gormek bile bu ortak calismaya "Evet" demeye degerdi.....






Basarili calismalarindan biri daha, Youtube'dan izleyip yaptigim Biscotti tarifi ;
Italyanca "cifte kavrulmus" anlamina gelen bu Italyan kurabiyesi, yapimi zahmetlidir diye hep kactigim bir tarifti.







Fakat oldukca basitmis. Sadece firindan ciktiktan bir sure sonra tekrar firinlanip daha kuru, kitir kitir olmasi saglaniyormus. Aslinda hersey ile yapiliyor ama ben portakalli bademli yaptim ve sonuc Starbucks'da satilanlardan bile lezzetliydi !











Gelelim son tatlimiza;
Aslinda bu elmali pay, yeni edindigim yemek dergilerimi onurlandirmak icin yapildi.
Elmali pastanin tarifini her yerde bulmak mumkun, sanirim ben sadece sosunun tarifini yazsam yeterli olur;

Vanilla Custard !

Malzemeler; 250 ml. sut,
60ml. (I/4 cup ) krema,
3 yumurta sarisi,
90 gr. (1/3 cup) seker,
2 kasik misir nisastasi,
1 kasik vanilya esansi (1 paket vanilya)

Sut ve krema kaynama noktasina getirilip (ama kaynatilmayip) baska bir yerde karismis diger malzemelere yavas yavas karistiriliyor. Dusuk isida tekrar ocak ustunde bes dakika pisirildikten sonra, en son vanilya eklenerek sogumaya birakiliyor. Her tur tatli ile ama ozellikle elmali payla cok uyumlu oluyor.






Bir de Pancar Corbasi var tabii, mutfagi ziyaret edenler listesinde;


Bu corba sadece benim degil, tum Karadenizliler'in gozbebegi sanirim. Gecenlerde CNNTurk' de dolasirken bulmus Fatih tam tarifini. Beni cocukluguma , beni Ordu'ya goturdugu icin cok seviyorum bu corbayi. Saglikli olmasi, bereketli olmasi sebebiyle kisin cok yapiyorum bu corbayi. Yukaridaki renkli baglantiya tiklarsaniz, goruntulu tarifi bulabilirsiniz ve tabii Ordu'nun ne kadar guzel ve modern bir sehir oldugunu da gorebilirsiniz.








Dunyanin en buyuk interactive muzesi acildi Washington DC'de.
Anne kiz, onun okulunu kirip Newseum'un acilisina gittik iki uc hafta once. Planlanmasi ve yapimi yedi yil surmus bir calisma. Cektigim resim icerdeki dev ekrandan.












Bes kattan olusan muzede yok yok ! Bizlere haberler ulastirirken hayatlarini kaybetmis butun gazetecilere adanmis bir isimler aniti ( Turk Gazetecilerimiz' in ismini gorunce gururlu bir huzun yasadim ) ; insanlari birbirinden ayiran ama haberlerin akisini engelleyemeyen Berlin Duvari'nin kalintisi; 9/11'de habercilerin aci dolu gorev bilinci ile ulasan haberler ve daha nice sey...




Fakat, benim ve Askim'in en sevdigi sey muzede, bu dokunmadan, sadece uzaktan el hareketleri ile harekete gecirilen " gazete basmaca" oyunu oldu. Iki takim halinde oynanan oyunda, sorulari ilk once bilip gazetede yayinlayan ve en hizli gazeteyi cikaran takim oyunu kazaniyor ! Cok ama cok zevkliydi. Iki kere oynadik, ikisinde de kazandik ! Bir kez daha teknolojinin nereye dogru gittigini hatirlayip, irkildim ! Herseyin uzaktan kontrol edilebildigi gunler herhalde pek uzak degil !





Bir bolum olusturmuslar, yedi sekiz kamera ve ekip ile isteyen herkesi haber sunarken cekiyorlar. Genc yasli, herkes siradaydi. Ister monitorden, ister kendin olusturdugun haberleri sunmak Askim gibi bircok kisiyi eglendirdi. Goruntusunu aninda izleyebildiginiz gibi, muzenin web sayfasindan da temin edebiliyorsunuz.












Haber muzesinde, roportaj vermemek olmazdi tabii. Baska zaman bicir bicir konusanlar, mikrofon agizlarina dayaninca cok heyecanlandilar ama cok da eglendiler bu sayede.....




















Son olarak yine "Cherry Blossom" Kiraz Agaclari festivalindeyiz. Butun zorluklara inat, yasama pespembe "Merhaba" diyen bu cicekler aslinda Kizim'in okul bahcesinde cekildi. Govdeden fiskiran bu yasam cigligina saygi duymamak elde degil. Doga insanoglunun butun ayiplarina ragmen, inatla " Ben yasayacagim" diyor sanki...










!






Blondie- One Way O...

Cherry Blossom ! Kiraz agaclari bahari mujdeliyor !






Cumartesi gunu Washington DC'de "Cherry Blossom " festivali basladi. Yaklasik iki hafta boyunca surecek festival cercevesinde, Japonlar' in Amerikalilar'a hediyesi olan kiraz agaclarinin cicek acisi kutlanacak. Cocuklar eglendirilecek, buyuklere cocuk olduklari hatirlatilacak !













Festivalin ilk gunu ucurtma senligi de yapildigi icin kacirmayalim dedik ve senlikde on saflarda yerimizi aldik. Sormayin, anne kiz pek bir hazirlandik evden cikarken. Mutlaka pembis giydik, cicekli fularlarimizi da eksik etmedik !













Bu agaclarin altindan gokyuzune bakmak insanin cennet diye bir yer olduguna inancini arttiriyor ! Oylesine narin ve guzeller ki, kendimi tutamayip, dudaklarimin hizasina gelen tum ciceklere bir opucuk kondurdum !










Birbiri ardina dikilen agaclar, yuklu dallariyla biraraya gelince yeryuzune bulutlari indirmis gibiler sanki. Inanilmasi cok zor ve guzel birsey doganin yeniden canlanisina tanik olmak. Bu bahar hicbirimiz bu guzellikleri kacirmayalim....









Simdi bu da ne diyeceksiniz !
Bu, ucurtmalar arasinda benim yaraticilik oyumu alan, kocaman bira gobekli bir amcanin pek keyifli ucurdugu siradisi bir ucurtma.
Cok ama cok komikdi !









Uzakdan ne oldugu pek belli olmasa da kizimin ucurtmasi baligimiz, Fatih'in uzun cabalari sonucunda en yuksek ucan ucurtmalardan biri oldu !















Baba kizin ucurtma ucuracagiz diye kosusturmalarindan bilin bakalim en cok kim nasibini aldi !
Tabii ki anne ! Yeni aldigi piknik ortusunun uzerine uzanip, demledigi caylari yudumlarken, bir yandan birazdan birine carpip dusecegini bilmeden deli gibi kosanlara guluyor, bir yandan da sandvicleri ham yapiyordu !







Uzakdan, ucusan bocekler gibi gorunselerde, gokyuzunde birbirinden farkli sekil ve renklerde suzulen ucurtmalar, insanlari o kadar mutlu etti ki; hava karamasina ragmen, kimse oradan ayrilmak istemedi. Sanki gokyuzunde olan kendileriymis gibi, mesut mutlu ortalikda dolanip durdular....





We are one !



Iki bambaska hikaye gibi gorunse de,

Bu filmleri dusunen, ortaya cikaran ekipler birbirinden tamamen farkli olsa da,

Anlatilanlarin birbirini tamamlayiciligi acisindan, sanki birbiri icin yapilmis iki calisma gibiydiler.

Butun cumartesi, bir baska yazi konusu olacak "Cherry Blossom Festival" cercevesinde Washington DC'de ucurtma ucurulup,

Bir araba dolusu dayak yemiscesine, ruzgar tarafindan dovulup eve gelince;

Ilk isimiz tabii ki ayaklarimizi uzatip film seyretmek oldu.

Bir de Jodie Foster oynuyor ya, deyme keyfimize derken;

Bir baktik ki, film bekledigimiz gibi oyle hayal alemine alip goturmuyor bizi.

Hani bir Hollywood hikayesi, bin sirtina git gidebildigin kadar degil yani.

Eglendirmek icin korkutan da degil,

Dusundurmek icin gerdiren bir his yakaladi sanki bogazimizi.

Degerlerin iyice curudugu,

Baskalarina kotuluk yapabilen insanlarin, neredeyse yasanmaz kildigi bir dunyada, varolmanin zorlugu cok iyi anlatiliyordu.

O kadar iyi anlatiliyordu ki, yataga yatinca bir sure uyuyamadim uzuntuden.

Evlerimize girince kapimizi kilitleyebilmemiz,

Sicacik yataklarimizda sorunsuz uykularimiz,

Disarda bir yerlerde kotulugun kol geziyor olmasini engellemiyor.

Yasamin guzelliklerine, degil gonlunu, gozunu bile acmamis insanlar tarafindan uygulanan,

Anlamsiz bir siddet var disarlarda bir yerlerde.

Ve bunlar karsisinda hepimize dusen sayisiz gorevler !

Igne ucuyla topragi kazmak kadar zayif kalsa da cabalarimiz,

Herbirimiz her zaman iyiyi ve guzeli, her yerde ve her kosulda olusturmak zorundayiz !

Tipki ikinci film-belgesel "Sacred Planet"da anlatildigi gibi;

Cok guzel bir dunyaya degisik formlarda gelmis,

Birbirine "interconnected" bagli,

Milyonlarca ruhuz!

Birimizin olumsuzlugu, curumuslugu, yokolusu digerlerini derinden etkiliyor.

Sadece uyanmamiz (awake!) ve bunu gormemiz gerekiyor.

"Sanki icimi yikadi bu belgesel" dedim hayranlikla ev halkina.

Onlar da benden farkli degildi.

Hepimiz buyulendik sanki izlerken,

Herkes ama herkes izleyebilse keske dedik.

Kucuk bir cocugun anlayabilecegi netlikde anlatilmis,

Birbirinden muhtesem doga olaylari esliginde sunulmus belgeselle,

Butunun bir parcasi oldugumuzu bir kez daha anladik hep birlikte.

Belgeselin sonunda calan Ziggy Marley'in sarkisi baslayinca,

Bir yandan melodiyi mirildandik, bir yandan da,

Birbirimize donup " WE ARE ONE " dedik bilgece.......

Bazilarimiz bir sure sonra simarip, sarkiyi " Pier Oneee" diye de soylediler ama olsun !

Happy Easter !











Biliyorum, bu aralar olusturdugum slide'lar acilmiyor !

Ama birgun sorun ortadan kalkar dilegiyle,

Yildiz'larin yaklasan bahari nasil kutladigini bloguma koymak istedim.

Olur ya, birgun sistem calisirsa,

Kizim'in haslanmis yumurta uzerine cizdigi ve boyadigi "Sponge Bob" resmiyle,

Fatih'in ondan geri kalmayan calismasi "Patrick ! " ,

Eminim gorenlerin cok hosuna gidecek !

Kisaca diyebilirim ki;

Nese icinde gecen o sabahin ve

Ogleden sonra gittigimiz Easter davetinin fotograflari ;

Aslinda uzun uzun anlatim isteseler de,

Eminim sistem calisip, resimler acilabildiginde,

Kendi kendilerini kikirdasarak anlatabilecekler !




Yandigimizin Resmidir !


















Dedim "Bu ne ?"

Dedi "Fotograf makinesi ! "

Dedim " Erken degil mi ?"

Dedi "Yok yok degil, cok yonlu sanatci yetistiriyoruz ya !"

Dedim "Pes !!!"

Baba cok hevesli anlayacaginiz....

Biz eskiden yasgunumuzde bir pastayla gecistirilirdik.

Simdikiler cok sansli gercekten.

Yok yok....

Pianolar, mp3'ler, fotograf makineleri...

Hemen disari cikildi tabii.

Ilk once doga fotograflari cekmek icin.

Cekildi de...

Dag, bayir; dere, tepe; kus, bocuk....

Gorduk ki baba hakli cikti.

Makinenin kendisinin oldugunu bilme gururuyla,

Cekilen fotograflar bir baska guzel kizimin objektifinden.

En onemlisi neye nasil bakacagini gelistirebilmesi.

Tipki agac resimlerinde kanitladigi gibi guzel gozlerin.

Onemli olan sanatsal bakis acisi yakalayabilmek!

Tabii makine bizim, film tabetme derdi de yok ya,

Durmuyoruz bu ara, devamli cekiyoruz.

En son, cumartesi aksami verdigimiz yemege gelen misafirlerimizin,

Hediye getirdikleri cicekler cekim objelerimizdi.

Ne keyif aldik bilemezsiniz.

Cok yonlu sanatciyiz ya,

Cektigimiz resimleri bir de oturup cizdik.

Yetinmedik online arastirma bile yaptik !

"Ciceklere nasil bakim yapmaliyiz ?" yazdik Ingilizce,

Bulduklarimizi annemizle paylastik.

Anne de ogrendi ki,

Meger, ciceklerin saplari mutlaka cesmeden akan suyun altinda kesilmeliymis.

Ve seker ve limonsuyu az miktarda karistirilarak vazodaki ciceklere eklenince,

Limonsuyu, sekeri ciceklere ulastirir,

Seker de onlari besleyip uzun sure yasamalarini saglarmis !

Anne, babaya tesekkur mu etmeli ne,

Cok yonlu sanatci kizi ve uzun omurlu cicekleri icin !


Click to play Kizim'in Resimleri












Galette des Rois











"Efendim...

Bir Fransiz,

Bir Belcikali,

Bir Turk,

Bir de Kore'li bir araya gelmisler...."

Hayir Kore'liyi eklemesem fikra gibi !

Ama geldik iste bugun.

Insan yurtdisinda yasayinca, insanlari ismiyle degil, iste boyle ait oldugu memleketle aniyor daha cok.

Bir araya gelince de benzerliklerden ya da farkliliklardan konusuyor bolca.

Ama bu sefer ki biraraya gelis nedeni sadece sohbet etmek degildi.

Fransiz arkadasimiz Carole(tek oturan), bize "Galette des Rois", "King Cake" yapmayi ogretecekdi.

O yapti, biz izledik.

O izledi, biz tarifi yazdik;

-Mifloy hamuru ( Orjinal tarifte, bir tane de ustune kapatmak icin gerekiyor)

-125 gr. seker

-125 gr. yag

-125 gr. badem ezmesi

-25 gr. un

-2 yumurta

-1 tatli kasigi badem aromasi ya da rom ( olmasa da olabilir)

Mifloy hamuru tepsiye serilir. Diger malzemeler mikserle karistirilip, hamurun uzerine yerlestirilir. Sadece kenardaki mifloy hamurunun ustu yumurtalandirilip, bir miktar seker ve badem parcalari ortaya serpilir.

250 derecede 35-40 dakika pisirilip, ustu pembelesince firindan alinir.

Geriye sadece tabii ki,

Bon Appetit !

demek kalir....